Telefon ekranınızı her kaydırdığınızda Bitcoin veya Ethereum fiyatlarının milisaniyeler içinde değiştiğini görmek arkasındaki mantığı düşündüğünüzde ilginç gelebilir ancak tüm bunları devasa bir veri trafiği ve teknolojik bir operasyon sağlar.
Siz kahvenizi yudumlarken kullandığınız o popüler takip uygulaması, aslında dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce farklı kripto borsasına görünmez dijital kablolarla bağlıdır ve oradan gelen milyonlarca alım-satım bilgisini süzgeçten geçirir. Peki bu devasa veri otoyolunda trafik hiç sıkışmadan ve kaza olmadan nasıl akıyor, gelin perde arkasına hep beraber bakalım.
Borsalarla kurulan “açık telefon hattı”

Bu uygulamaların kalbinde API (Uygulama Programlama Arayüzü) adı verilen özel bağlantı protokolleri bulunur. Bunu, takip uygulamasının her bir borsa ile kurduğu özel ve hiç kapanmayan bir telefon hattı gibi düşünebilirsiniz. Eski sistemlerde uygulama sürekli borsaya “Fiyat değişti mi?” diye sormak zorundaydı ancak günümüzde WebSocket teknolojisi sayesinde bu iletişim çok daha hızlı gerçekleşir.
Borsa tarafında bir işlem olduğu anda, bilgi uygulamaya otomatik olarak itilir. Yani uygulama sürekli soru sormaz, sadece kulağını açıp dinler. Binance, Coinbase veya Kraken gibi dev borsalardan gelen bu anlık veri akışları, uygulamanın sunucularına âdeta bir yağmur gibi yağar ve sistemin bu damlaları tek tek değil, bir bütün olarak yakalaması gerekir.
Fiyat ortalaması nasıl alınır?

Veriler toplandıktan sonra asıl zorlu iş başlar çünkü Bitcoin’in fiyatı her borsada milimetrik olarak aynı değildir. Bir borsada fiyat 45.000 dolar iken, diğerinde 45.005 dolar olabilir. Uygulama bu noktada dev bir hesap makinesi gibi çalışarak “ağırlıklı ortalama” yöntemini devreye sokar. Bu yöntem, sadece fiyatları toplayıp borsa sayısına bölmek demek değildir, hacmi büyük olan borsanın fiyatına daha fazla güvenilir.
Yani milyonlarca doların döndüğü bir borsadaki fiyat, çok az işlemin yapıldığı küçük bir borsadaki fiyattan daha baskın kabul edilir. Tüm bu hesaplamalar, sizin gözünüzü kırpma sürenizden çok daha kısa bir sürede, sunucu tarafındaki güçlü işlemciler tarafından yapılır ve ekranınıza “küresel ortalama fiyat” olarak yansıtılır.
Bulut teknolojisi ve esnek sunucu gücü

Milyonlarca kullanıcının aynı anda uygulamaya girdiği anlarda, örneğin piyasanın çok hareketli olduğu bir boğa sezonunda, sistemin çökmemesi için “bulut bilişim” devreye girer. Bu uygulamalar genellikle sabit bir bilgisayar gücüyle çalışmaz, trafik arttıkça otomatik olarak büyüyebilen esnek sunucular kullanırlar. Tıpkı bir süpermarkette kasa sırası uzadığında hemen yeni kasaların açılması gibi uygulamaya giren kullanıcı sayısı veya işlenecek veri miktarı arttığında sistem otomatik olarak yeni sunucuları devreye sokar.
Yük dengeleyici adı verilen trafik polisleri, gelen istekleri bu sunuculara eşit şekilde dağıtarak kimsenin ekranının donmamasını sağlar. Bu sayede uygulama, ister bin kişi ister bir milyon kişi kullansın, aynı hızda çalışmaya devam eder.
Önbellekleme taktiği

Son olarak hızın en büyük sırlarından biri de “önbellekleme” (caching) teknolojisidir. Uygulama, her kullanıcının isteği için veritabanına gidip en baştan sorgu yapmak yerine, en güncel fiyat verisini çok hızlı erişilebilen geçici bir hafızada tutar. Siz uygulamayı açtığınızda, sistem veriyi arşivden bulup getirmekle uğraşmaz; zaten “tezgâhta hazır duran” veriyi size sunar.
Bu işlem o kadar hızlıdır ki verinin işlenmesi ile sizin görmeniz arasındaki gecikme neredeyse sıfıra iner. Tüm bu süreçler API bağlantıları, ağırlıklı ortalama hesaplamaları, bulut sunucular ve önbellekleme sistemleri, siz sadece “sayfayı yenile” hareketini yaparken arka planda kusursuz bir uyumla çalışmaya devam eder.


