OpenAI CEO’su Sam Altman, Savunma Bakanlığı anlaşmasına yeni hükümler ekleneceğini ve yapay zekâ sistemlerinin ABD vatandaşlarına yönelik geniş çaplı gözetimde kullanılmayacağını duyurdu.
OpenAI’nin ABD Savunma Bakanlığı (DoD) ile yürüttüğü iş birliği, duyurulmasının hemen ardından yoğun eleştirilerin odağına oturdu. Sosyal medyada büyüyen tartışmaların merkezinde, yapay zekânın devlet eliyle kitlesel gözetim için kullanılıp kullanılmayacağı sorusu vardı. Gündem büyüyünce sürece CEO Sam Altman doğrudan dahil oldu.
Altman, şirket içinde paylaştığı ve X üzerinden de yayımlanan mesajında, mevcut anlaşmanın güncelleneceğini açıkladı. Yapılacak değişiklikle birlikte OpenAI sistemlerinin ABD vatandaşlarını izlemek, takip etmek veya geniş ölçekli gözetlemek amacıyla kullanılmasının açıkça yasaklanacağını belirtti.
Anayasaya Dayalı Çerçeve: Kurallar Netleştiriliyor
Sözleşmeye eklenecek yeni hükümde, ABD Anayasası’nın Dördüncü Maddesi başta olmak üzere 1947 Ulusal Güvenlik Yasası ve 1978 tarihli FISA düzenlemelerine doğrudan atıf yapılıyor. Böylece tartışma yalnızca “etik prensipler” düzeyinde kalmıyor; yasal ve anayasal sınırların altı özellikle çizilmiş oluyor.
Paylaşılan çerçeveye göre OpenAI’nin yapay zekâ sistemleri, ABD vatandaşlarının kasıtlı biçimde gözetlenmesi için kullanılamayacak. Ayrıca ticari kanallardan elde edilen kişisel veriler üzerinden dolaylı yoldan izleme yapılmasının da önüne geçilecek. Altman, mevcut anlaşma kapsamında NSA dahil istihbarat kurumlarının bu sistemi kullanamayacağını özellikle vurguladı.
Altman: “Anayasaya Aykırı Talepte Bulunulursa Bedelini Öderim”
Altman’ın açıklamalarındaki en çarpıcı ifade ise, anayasaya aykırı bir emir gelmesi halinde buna uymak yerine hapse girmeyi tercih edeceğini söylemesi oldu. Bu çıkış, kamuoyundaki tartışmayı daha da görünür hale getirdi.
Öte yandan Altman, anlaşmanın 27 Şubat’ta hızlı şekilde duyurulduğunu da kabul etti. Sürecin “çok karmaşık” ilerlediğini, iletişimin daha açık kurulması gerektiğini söyledi. Şirketin aslında daha kötü bir senaryoyu engellemeye çalıştığını; ancak dışarıdan bunun “fırsatçılık” gibi algılanabildiğini de ekledi.
